Malazgirt Savaşı

Türk Tarihinde Malazgirt Savaşının önemi çok büyüktü. Malazgirt ovasında yapılacak olan bu savaş Türk boylarının Anadoluyu yurt edinmelerinin önünü açmıştı. Malazgirt savaşının öncesi ve sonrası olarak incelediğimiz bu yazımızı dikkatle incelemenizi tavsiye ediyoruz.

Bizans, iç karışıklıklar ile mücadele ederken bir yandan da Selçukluların akınları sürmekteydi. Selçuklular akınlarını iyice arttırmıştı. Siyasi oyunlar ve iç karışıklıklar ile zor günler geçiren bizans’ın yönetimi dul kalmış olan İmparatoriçe Eudoxie’nin ellerindeydi. Etrafında oldukça fazla olan damat adayı varken imparatoriçe, komutan Romen diyojen ile evlenerek onu imparator yaptı. O sırada Romen Diyojen zindanda hapis olarak yatıyordu. Selçuklu akınlarından bıkan ve biran önce Selçukluların kökünü kazımak isteyen imparatoriçe Eudoxie, kendine koca ve Bizansa imparator olarak hapisteki bir komutanı seçmişti. 1068 yılında gerçekleşen bu evlilik ile artık Bizans’ın bir imparatoru vardı.

Bizansa yapılan akınlar ve güçlü taarruzları bertaraf etmek ve karşı koyabilmek adına İmparator Romen Diyojen uzun bir hazırlık dönemine girdi. Yaklaşık 3 yıl süren bu hazırlklar esnasında Karadenizin kuzey bölgelerindeki TÜrk boyları olan Uz, Kıpçak ve Peçeneklerden paralı askerler tuttu. Ayrıca ücreti karşılığında Anadoluda yaşayan başka topluluklardan orduda görev yapması için lejyonerler topladı ve yaklaşık 70 bin kişiyi bulan bir ordu hazırladı.

Toplamda 3 yıl süren bu hazırlıkların sonucunda büyük bir ordu toplayan İmparator Diyojen, o dönemde Selçuklu devletinin başında bulunan Sultan Alparslan’ın Mısıra doğru sefere çıkmasını fırsat bilerek Selçuklu devletinin topraklarına taarruza geçti Sultan Alparslan bu olayı haber alınca hemen geri dönerek Suriye hattına doğru ilerledi. Fakat Sultan Alparslan hazırlıklarını Mısır seferi için yapmıştı. Bizans için yapılacak hazırlıklar biraz zaman gerektiriyordu. Bu zamanı kazanmak için casuslarını yolladı ve Rey şehrinde iki ordunun karşılaşacağını ve konuşulacağını yaydı. Bu haberler işe yaradı ve Bizans ordusu Rey şehrine gitti. Fakat Sultan Alparslan Muş tarafına giderek Malazgirt ovasında ordusunun hazırlıklarını tamamladı.

Töre gereği Sultan Alparslan Bir elçi görevlendirerek Roma ordusuna göndermişti. Barış müzakeresi teklif edildi fakat bu müzakere maddeleri Bizans ordusunun kabul etmeyeceği şekilde hazırlandı. Bu büyük bir taktikti. Öncelikle zaman kazanmak, düşman ile iletişim kurmak ve nabız ölçmek için kullanılan bir taktiktir. Sultan Alparslanın beklediği gibi Romen Diyojen teklifi kabul etmedi. ” Sulh müzakeresini Rey’de yapacağım, Ordumu İsfahan’da kışlayıp Hamedan’da sulayacağım” dedi. Sultan Alparslanın elçisi ise ” Atlarınızı Hamedan’da kışlayacağınıza eminiz, fakat sizin nerede kışlayacağınızı bilemiyoruz” şeklinde cevap verdi ve karargaha geri döndü.

Malazgirt Ovasının Kuzey bölgesine içerisinde bulunan paralı askerler ile birlikte 70.000 kişilik ordusu ile Doğu Roma ordusu konuşlanmıştı. Selçuklu ordusu ise 40.000 kişiden oluşmaktaydı. Aslında Selçuklu ordusu hazırlıklarını tam olarak tamamlayamamıştı. Çünkü Mısıra doğru sefere giderken yoldan geri dönmüşlerdi. Fakat doğu roma İmparatorluğnun ordusunu toplamak için Romen Diyojen 3 yıl boyunca uğraşmış ve yeterli birikim ve askeri gücü toplamıştı. Doğu roma ordusunun içerisinde henüz Müslümanlıkla tanışmamış olan farklı Türk boyları da vardı. Bunlar Uz Türkleri ve Peçenekler’dir. Roma ordusunun vurucu gücü olarak tabir edebileceğimiz bu Türk boylarına Sultan Alparslan casuslar göndererek soylarının bir olduğunu ve kendilerine katılmaları konusunda bir teklif gönderdi. Anadolu içerisinde bulunan Slav, Abaz ve gürcü gibi kavimler savaşlarda yoğun olarak bulunmamışlardı. Fakat Peçenekler ve Uz Türkleri Trakya bölgesinde yaşıyorlar ve Roma ordusunda çok sık olarak görevlere katılıyorlardı. Ayrıca Roma ordusunda görev yapan en büyük Savaş stratejisti olan Magistors Tarkhal Peçenek Türkü idi. Sultan Alparslan’ın teklifine sıcak bakan Uz Türkleri ve Peçenekler Bizans ordusu içerisinde savaşa katılacak fakat Sultan Alparslan için mücadele edeceklerdi.

Sultan Alparslan Yanındaki alimler ile yapılan istişareler sonucunda Hazırlıklarında tamamlanmasının ardından 26 Ağustos Cuma günü taarruzun yapılmasına karar verildi. 26 ağustos Cuma günü ordusu ile birlikte namazı kıldı ve duasını etti.

Sultan Alparslanın Duası :

“Ya Rabbi! Sana tevekkül ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda cihad ediyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir. Bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret.”

Duasını etikten sonra Tarihe geçen o konuşmayı yapmıştır.

Sultan Alparslanın Askere Konuşması :

“Burada Allahü tealadan başka bir sultan yoktur. Emir ve kader O’nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte cihad etmekte veya benden ayrılmakta serbestsiniz. “

Bu konuşma üzerine Selçuklu ordusunda bulunanlar Sultanlarına sadakat naraları attılar ve bağlılıklarını belirttiler. Ardından Sultan Alparslan beyaz kefenini giydi, atının kuyruğunu bağlayarak eline er silahı diye tabie edilen Gürz’ü aldı ve tekrar askerlerine dönerek :

“Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. Ozaman ruhum göklere çıkacaktır. Benden sonra oğlum Melikşah’ı tahta çıkarın ve ona bağlı kalın. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir.“

Selçuklu ordusunun neferleri Sultanlarını beyaz kefenini giymiş ve marur bir şekilde atının üstünde görünce hepsi birden ağaşarak helalleştiler ve savaş düzeni aldılar. Cuma namazının ardından ilk taarruz başladı.

Türklerin meşhur taktiği olan Turan taktiğini Sultan Alparslan çok güzel kullanıyordu. Özellikle bozkır savaşlarında bu taktik çok etkiliydi. Turan Taktiği Nedir? Sorusunu soran okuyucularımız için şöyle özetleyelim. Selçuklu ordusu askerleri hilal şeklinde dizilmişlerdi. Düşman üzerine hücum ederek ilk vuruşlar yapıldıktan sonra yavaş yavaş geri çekilerek düşmanı üstüne çekiyor, geriye doğru ok atabilen maharetli süvariler ile peşlerinden gelen düşmana kayıplar verdiriyorlardı. Ayrıca geri çekilirken iyice hilalin içine giren düşman yanlardan da sıkıştırarak bozguna uğratma taktiğine Turan Taktiği denmekteydi. Sultan Alparslan da bu taktiği çok iyi uygulamaktaydı. İlk vuruşmadan sonra geri çekildiklerini gören Romen diyojen Alparslanın ordusunun kaçtığını düşünerek sürek avı başlattı. Kontrolsüzce selçuklu ordusunun peşinden giden roma ordusu askerleri Ok atışları ile ağır yaralar almış ve çok fazla kayıplar vermişti. Tamda bu sırada, daha önceden sözleşildiği gibi Uz Türkleri ve Peçenekler saf değiştirerek Sultan Alparslanın yanında yeralarak saf değiştirdiler. Ayrıca Roma imparatorluğu ile mezhep ayrılığı yaşayan ve katliamlar yapılarak itaat altına alınan Ermeni prensliği askerleri de savaş meydanını terk etmişti. Ordusundaki en önemli unsurlardan biri olan Uz Türkleri ve Peçenekleri kaybeden ve Ermeni Prensliği askerlerinin de çekilmesi sonucunda adeta yıkılan Romen Diyojen ordusunu geri çekmek zorunda kaldı. Turan Taktiği yine işe yaramış ve Roma ordusuna ağır kayığlar verdirmişti. Er meydanında Türklerin ok ve Gürzlerinden korkan Roma ordusu askerleri teslim olmak için bahane arıyorlardı.

Roma ordusu gittikçe zayıflıyordu. Moralmen de çökümüş bir ordu vardı Alparslanın karşısında. Ordu birlikler meydandan kaçıyordu. Slav,Gürcü,Norman ve Franklar savaş meydanın terk etti. Hatta ve hatta Roma ordusunun kemik kadrosu olan Hassalar ve Seçkin birlikler olarak adlandırılan bölükler de ufak birlikler halinde meydandan kaçmaya başladı. Bu durumu değerlendiren Romen Diyojen Kendisine bağlı küçük bir birlik ile birlikte yaralı bir şekilde teslim oldu.

Malazgirt ovasında gerçekleşen bu savaş sonunda bitmişti. Ağır bir yenilgiye uğrayan imparator Romen Diyojen, Sultan Alparslanın karşısına geldiğinde utancından kafasını bile kaldıramıyordu. Sultan Alparslan bu hali görünce, nezaket göstererek onu oturttu ve teselli etmeye çalıştı. Romen Diyojen, savaş öncesinde kusursuz ve güçlü ordusu ile bu savaşı kesinlikle kazanacağını, aksi bir ihtimalin olmadığını düşündüğünü açık bir şekilde söyledi. Sultan Alparslan ” Eğer zafer sizin olsaydı bana ne yapardın? şeklindeki sorusuna yanıt olarak Romen diyojen, açık konuşmayıp sadece “Kamçılatırdım” cevabını verdi. Sultan ” enim size ne yapacağımı düşünüyorsunuz?” şeklindeki sorusuna ise Diyojen, Ya öldürtürsünüz yahut İslam ülkelerinden birine esir gönderirsiniz. Mümkün görmüyorum ama beklide affedersiniz” şeklinde devap verdi. Sultan Alparslan karşısında duran ve ağır bir yenilgi almış olan imparatoru daha fazla aşağılamak istemedi ve çok ağır şartları olan bir antlaşma imzalattı.

Selçuklu hükümdarı Sultan Alparslan tarafından affedilerek ülkesine gönderilen Romen Diyojen, kendi ülkesinde Alparslan’dan görmediği kadar ağır hakaretler gördü ve öldürüldü. Yerine ise 7. Mihail geçti. İmparator 7. Mihail Selöuklular ile yapılan antlaşmayı kabul etmediğini belirtse de Sultan Alparslan ve muzaffer ordusu sayesinde Malazgirtte yapılan savaş neticesinde Türklere Anadolu topraklarının kapıları açılmış oldu.

Malazgirt zaferi ile Selçuklulara tüm anadolu toprakları ayaklarına serilmişti. İç Asya’da bulunan politik yapı ve siyasi hareketlilik nedeni ile sürekli hareket halinde olan Türk kavimleri 1000 yıl boyunca hükmedecekleri topraklara nihayet kavuşacaklardı. Ayrıca Malazgirt savaşını kaybeden batı toplumu da bundan sonra Türklerin üstüne daha fazla gelecekti. Daha önceleri doğuda yaşayan kavimleri insan yerine koymayan batı topluluklarına bir ders niteliği taşıyan bu savaşın sonucunda Türk sancağı altında toplanan kavimler tüm dünyaya sadece batı kavimlerinin var olmadığını ve Dünyanın batı kavimlerinden oluşmadığını ispatlamış oldu.

Selçuklu Devleti Malazgirt savaşından sonra artık batı dünyasına yön vermeye başlamıştı. Komutanlarına bağımsız olarak taarruz ve cihad emri veren Sultan, Anadolu’nun büyük Türk yurdu olması yolunda büyük adımlar ve çabalar sarf etmişti. Selçukluya bağlı ordular yalnızca 1 yıl içerisinde Akdeniz, Ege ve Karadeniz kıyılarına ulaştı.

Sultan Alparslan Nasıl Öldü ?

Anadolu’nun fethinin ardından Büyük Selçuklu devletinin sınırları batıda oldukça genişlemişti.Fakat Doğu tarafında henüz fetihler tamamlanmadı. Selçuklu devletinin Doğusunda Karahanlılar bulunuyordu. Karahanlılar iç hesaplaşmalar yüzünden ikiye bölünmüş durumdaydı. Sultan Alparslan Karahanlıları Selçuklu hakimiyetine almak için yoğun çabalar sarf etti. Fergana denen bölgeye sefere çıktı ve kısa sürede Ceyhun nehrini geçti ve Batı Karahanlıların hakimiyetinde bulunan bölgeye girdi. Fakat bu sırada kendi kale komutanlarından birisi olan Yusuf El Harezmi tarafından haince sırtından hançerlenerek öldürüldü. Koskoca Bizans devletini dize getiren ve Anadolu’yu Türklere yurt yapan Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan, büyük bir ihanetin sonucunda komutanarından birinin sırtından hançerlemesi sonucunda 25 Kasım 1072 yılında öldü.

Yorumlar

Henüz Yorumlanmamış...İlk Yorumu Sen Yapmak İstermisin...!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sidebar